Yasemin Çağlayan tarafından 23.04.2026 22:49 tarihinde yayınlandı.

23 Nisan çocukların günüydü… Ancak bu yıl bazı meydanlarda çocukların gözleri önünde tartışmalar çıktı, sesler yükseldi, saygı yerini gerilime bıraktı. Günler önce Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’tan gelen acı haberlerin yarası tazeyken, kimi çocuk makam koltuklarında misafir edildi, kimi çocuk ise elinde Türk bayrağıyla tartışmaların ortasında tedirgin kaldı.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, bu milletin çocuklara verdiği namus sözüdür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara emanet ettiği bu özel gün; umut, sevgi ve geleceğin sembolüdür. Ancak bu yıl bazı alanlarda ortaya çıkan görüntüler, bu emanete yakışmadı.

Sabah saatlerinde meydanlarda saygı duruşu yapıldı. Atatürk anıtlarına çelenkler bırakıldı. İstiklal Marşı okundu. Herkes aynı bayrağın altında bir araya geldi. Fakat dakikalar sonra aynı alanlarda bağrışmalar başladı, sözlü atışmalar yükseldi, çocukların önünde gerilim sahnelendi.

En ağır tablo ise yine çocukların yüzlerindeydi.

Kimi çocuk belediye makamlarında, kurum koltuklarında temsili olarak ağırlandı, gülümseyerek hatıra fotoğrafları verdi. Kimi çocuk ise elinde Türk bayrağıyla tören alanında yükselen seslerin arasında ne olduğunu anlamaya çalıştı. Bir tarafta bayram pozu, diğer tarafta korku ve tedirginlik…

Bayram şarkıları duyması gereken kulaklar öfke duydu. Gurur hissetmesi gereken kalpler gerildi. Sevinçle hatırlamaları gereken bir gün, bazı çocuklar için huzursuzlukla anılacak bir güne dönüştü.

Belki de içlerinden şöyle geçirdiler:

“Az önce saygı duruşundaydınız, şimdi neden birbirinize bağırıyorsunuz?”

“Bugün bizim günümüzse neden bizi unuttunuz?”

“Büyüyünce biz de böyle mi olacağız?”

23 Nisan’da siyaset kavgası olmaz. 23 Nisan’da ego savaşı olmaz. 23 Nisan’da çocukların gözyaşına sebep olacak tek bir görüntü bile olmaz. Çünkü o meydanlar koltuk hırsının değil, çocukların kahkahasının yeridir.

Üstelik günler önce Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’tan gelen ve çocukların hayatını kaybettiği acı haberlerin yarası hâlâ tazeyken… Bir ülke çocuk acısı yaşarken, başka meydanlarda çocuk bayramında kavga görüntüsü vermek vicdanları daha da yaraladı.

Çocuklar bu ülkenin geleceği deniliyor. O halde geleceğin gözlerinin içine bakarak bağıranlar, önce aynaya bakmalıdır.

Bu ülke çocuklara nutuk değil huzur vermek zorundadır. Tören değil güven vermek zorundadır. Slogan değil merhamet vermek zorundadır.

Çünkü çocukların gözünde korku varsa, hiçbir marş tam söylenmemiştir. Çocukların yüzünde hüzün varsa, hiçbir çelenk yerini bulmamıştır. Çocukların bayramı kirletilmişse, herkes payına düşen sorumluluğu düşünmelidir.

23 Nisan bir kez daha haykırdı: Çocukları koruyamayanlar, geleceği temsil edemez.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.